10 Haziran 2009 Çarşamba

Medyum Burak

Medyum Burak bütün sorunlarınızda sizlere yardım etmek için sizlerle





Mail: medyumburak@gmail.com


Web site: http://www.medyumburak.com

İnsanın Erkekliğinin Bağlanması, Karı-Kocanın Birbirinden Ayrılması ve Bunların Çözüm Yolları

Karı kocanın sihirle birbirinden ayrılmalarını inkârın yolu yoktur. Bu dinde zaruri olarak bilinmesi gereken şeylerdendir. Çünkü yukarıda verdiğimiz ayet ile sabittir. Allah'ın dilemesi ile bu iş olur. Bu karı kocanın arasını açmak şeytanın en beğendiği sanatlarındandır. Cabir Ibn Abdullah (r.a.) rivayet ediyor; Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. "Muhakkak şeytan arşını suyun üzerine koyar ve adamlarını insanlara gönderir, insanları yoldan çıkarma bakımından fitnesi en büyük kimse şeytana daha yakın olur. Adamlarından birisi gelir, 'ben falanca adama şöyle yaptım der. Bir başkası gelir 'falanca adamı karısıyla arasını açıncaya kadar bırakmadım' der. iblis onun yanına yanaşır ve ona 'sen ne güzelsin' der." (onu beğenir).

Hafız İbni Kesir, tefsirinde "Kadın ile kocanın ayrılma sebepleri, sihir yüzünden birbirini kötü olarak görmesi (maymun, hınzır, vb.) yada ahlâki yönden kötü görmesi yahut sihir ile bağlamaları şeklinde olur" buyurmuştur.

Efendimize yapılan sihir çok tesirli ve kuvvetli bir sihirdi. Ulemadan bazıları "Efendimiz bağlı idi, hanımları ile beraber olamıyordu. Bu da sihrin en şiddetlisidir" buyurmaktadırlar.

Bağlılık Nasıl Olur?

Kadın ile koca arasında cinsi muamele ancak erkeğin tenasül uzvunun sertleşmesi ile meydana gelir. Bu intişar ise bağlı insanda olmaz. Dolayısıyla cinsi muamele de mümkün olmaz.

Beyinden insanın tenasül uzvuna giden sinyaller vasıtasıyla tenasül uzvunun sertleşmesi meydana gelir. Cinler beyinde üç merkeze tahakküm edebilir ve bu merkezlere girebilirler, işte bu merkezlerden biri de insanın tenasül uzvu ile alakalıdır.

Bağlanmak da sihirden bir bölümdür. Sihri yapan sahîr, şeytandan yardım isteyerek sihri yapıyor, şeytan sihir sebebi ile insana musallat oluyor ve beynindeki tenasül uzvu ile alakalı merkezi tahakkümü altına alıyor, tenasül uzvuna giden sinyalleri önlüyor, intişar olmuyor, intişar olmayınca cinsi yakınlık olmuyor. Bu sihrin en şiddetlisidir ki, bunda hiç intişar olmaz. Fakat bu sadece kendi karısı ile böyledir. Başka evlenecek olsa ona karşı değil. Bazen kadın kocasına sihir yapar, kendisinden başkasına karşı intişar olmaz.

Başka bağlama usulünde ise normalde intişar vardır. Fakat tam hanımının yanına gelip cinsi yakınlıkta bulunacağı zaman intişar olmaz, intişar olmayınca da cinsi yakınlık olmaz.

Bazen kadına yaparlar ki, koca kadının yanına gelince onun cinsel organını adeta bulamaz, sanki öyle bir şey yoktur. Bazen her şey vardır, fakat o kadar uğraşmasına rağmen içeri giremez. Çünkü cinler kadının cinsel organını kapatmıştır. Bütün çaba ve uğraşlarına rağmen duhul olmaz, bazen erkek kendi karısına yapar, kendinden başkası onunla beraber olamaz.

Bazen çok güzel bir kadına yaparlar. Cin gelir o güzel kadını çok çirkin bir şekilde, maymun ve daha benzeri şekillerde kocasına gösterir. Kocası da ondan nefret eder ve birbiri ile birleşemezler. Bunun aksi de olur, kocasını çok çirkin bir şekilde ve surette görerek.

Bazen çok çirkin bir kadına yapar onu kraliçe gibi gösterirler.

Bazen kadına yaparlar. Erkek yanına geldiği zaman kasılır, ayakları açılmaz. Kadın ve erkek o kadar uğraşmalarına rağmen ayakları açılmaz ve cinsel yakınlık hasıl olmaz.

Bazen erkeğe yaparlar yatak odasına girer girmez uyku bastırır. Hiç takati kalmaz, uykudan da gözünü açamaz.

Bazıları da karı koca arasındaki sihir şu şekilde olur demişler:

1- Kadın ile kocası birbirini çok çirkin görürler.

2- Sihir sebebi ile karı koca arasında muhabbet olmaz.

3- Erkeğin tenasül uzvunu sihir ile bağlayarak.

4- Kadını bağlayarak.

Sihir sebebi ile çeşitli hastalıklar meydana gelebilir. Karı koca arasında ayrılıklar meydana gelebilir ve bağlılık meydana gelebilir.

Erkeğin cinsi yakınlık yapamaması şu üç şekilden biri ile olur.

1- Tıbbî bir rahatsızlık vardır, ya acizdir yahut da başka türlü bir tıbbi rahatsızlık vardır. Doktora gidince doktorlar onu tedavi ederler.

2- Ne tıbbî bir rahatsızlık ne de sihir vardır. Hastalığı vehimdendir. Yani psikolojik bir rahatsızlıktır, bunun tedavisi ise hastaya bağlıdır. Eğer doktora gidip iyi olacağını zannediyorsa iyi olur; eğer sahtekâr deccallere gidip onların kendisine ilaç yapabileceğini zannediyorsa onlara gidince iyi olur. Onun vehmi "kime gidersen iyi olursun" diyorsa, ona gidince iyi olur.

3- Sihir sebebi ile insanın bağlanması hasıl olurken ekseriyetle bu cinnin tesiri ile olur. inşallah bunun ilacını aşağıda vereceğiz.

Bağlı Nasıl Çözülür?

İmam-ı Kurtubi Vehb'den naklediyor; "7 adet yeşil sidir yaprağı alınır ve iki taş arasında ezildikten sonra bol miktar bir suya konur. sonra üzerine Ayet-el Kürsi okunur. bağlı olan insan o sudan 3 yudum içer ve banyo yaparsa tamamen iyi olur."

imam ibn hacer buyuruyor (kurtubi) "7 adet yeşil sidir iki taş arasında dövüldükten sonra, suyun içine konur ve üzerine ayet-el kürsi, kâfirun, ihlas, felak ve nas sûreleri okunur. sihirli hem o sudan içer hem de banyo yapar."

ibni ebi selim leys'den, o da ebi cafer errazi'den nakl ediyor ve buyuruyor ki; "bana haber verildi ki şu ayetler sihre şifa verir, allah'ın izni ile bir suya okunur ve hastanın başından o su dökülür:

yunus: 81-82, tana: 69, araf: 118-122."

4- şeyh ebuzer elkalmunu, fefirrullallah isimli kitabında şöyle diyor; "yukarıdaki ayetler bir tabağa yazılır, yazıldıktan sonra yazı silinir ve o sudan sihirli insan içerse allah'ın izni ile şifa bulur. sihir çözülür."

5- imam-ı nevevi, sahihi müslim'in şerhinde yazdığına göre, said ıbni vakkas (r.a.) rivayet ediyor: efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki; "her kim acve hurmasından sabah 7 tane yerse o gün ona sihir ve zehir tesir etmez." bu hurmadan başkası olmaz ve yedi adet olacak, fazla-noksan olmayacak.

6- muhaddis şeyh abdullah habeşi şöyle buyurdu;

"7 adet sidir yaprağı üzerine, teker teker ayet-el kürsi, ıhlas, felak ve nas sûrelerini okuduktan sonra iki taş arasında ezip o su ile hem banyo yapılır hem de 3 yudum içilirse sihir allah'ın izni ile çözülür."

7- sihri çözme yolunu şöyle diyen de olmuştur ki bu daha teferruatlı ve daha tesirlidir: 7 adet yine sidir yaprağı alınır, iki taş arasında veya benzeri herhangi bir şeyle ezilir, sonra üzerine ayet-el kürsi, ıhlas, felak, nas ve sûre-i araf

سورة الأعراف (7) ص 165

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ {117} فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ {118} فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَانقَلَبُواْ صَاغِرِينَ {119} وَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ {120} قَالُواْ آمَنَّا بِرِبِّ الْعَالَمِينَ {121} رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ {122}.

a kadar.

sure-i yunus

سورة يونس (10) ص 218

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ائْتُونِي بِكُلِّ سَاحِرٍ عَلِيمٍ {79} فَلَمَّا جَاء السَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَى أَلْقُواْ مَا أَنتُم مُّلْقُونَ

{80} فَلَمَّا أَلْقَواْ قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ {81} وَيُحِقُّ اللّهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ {82}

sure-i taha’dan

سورة طه (20) ص 316

قَالُوا يَا مُوسَى إِمَّا أَن تُلْقِيَ وَإِمَّا أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى {65} قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى{66} فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى {69}

kadar ayetler okunur ve o sudan hem içilir hem banyo yapılırsa allah (c.c.)'ın izni ile sihir çözülür.

Büyü Belirtileri

• Ruh halinizde bir değişiklik hissetmeniz, Vesvese halleri... Mesela; bazıları evden dışarı çıkıp içeri girse elbisesinin hatta tüm bedenlerinin kirlendiği hissine kapılarak elbiselerini değiştirirler ve banyo yaparlar... Bazılarının derdi problemi de su ile; devamlı banyo yapmak isterler saatlerce banyoda kalırlar, saatlerce ellerini yıkarlar.
• Kendinizi tanıyamaz durumda olmanız,
• Gece artarak devam eden sıçrayarak uyanmalar, Uyku esnasında korkma, bağırarak uyanma,
• Korkunç rüyalar görmeye başlamanız,
• Rüyalarınızda sık sık kedi, köpek gibi hayvanları görmeniz,
• Uykuda yükseklerden atılma-düşme-uçma (sık sık olanlar)
• Uyku esnasında dişleri gıcırdatmak..
• Uyku esnasında terlemek (oda sıcaklığı yada giydiği şeylerle alakalı olmayan hallerde)
• Boğuluyormuş gibi olmak (boğazını sıkıyorlarmış hissi)
• Kalp ya da midenizde ilgili rahatsızlığınız olmadığı halde göğüs kafesinizde ağrı hissetmeniz
• Aşırı yorgunluk,
• Ensenizde ağrılar,
• Kasıklarda ağrı yada şişkinlik..
• Saçlarınızda elektriklenmeler olması,
• Gözlerdeki ağrılar,
• Gölgenizin sizi izlediği izlenimine kapılmak,
• Hastada hep bir tedirginlik, uyuşukluk, tembellik
• Takip ediliyormuş hissi
• Yalnızlıktan korkma ve tedirgin olma.. (bazıları da tam tersine yalnızlığı sever ve odalarına kapanırlar, kalabalıklardan hoşlanmazlar)
• Sabahları uyanınca ellerde kollarda (genelde sol kolda) uyuşma
• Akşam yatağına yattığında uyuyamama sağa sola dönüp durma, sabaha karşı uykuya dalma, sabahları da uyanıp kalkamama hali..
• Ayak tabanlarınızın yanma halleri başlıca belirtilerdir.

Bazı insanlarda, aşırı etkilenme ve geç müdahale sonucu sinir bozuklukları ve akli denge bozukluklarına kadar giden olaylar mevcuttur. Bu yüzden dikkatli olup, bu belirtileri önemsemek gereklidir. Büyülerde etkinin beyin iradesiyle en aza indirilmesi mümkündür.

Büyülerin etkileri insanların burçlarına göre de değişkenlik gösterebilir. Yengeç, Aslan, İkizler, Oğlak, Kova ve Yay Burçları büyü konusunda daha hassastır

Büyü Nedir?

Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya, ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denir.

Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir.

Büyü ile insanı istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri yaptırmak mümkün olabiliyor.

Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır. Reçetelere, formüllere dayanan, bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır. 1584’te Anvers’te yayınlanan Gespar Peucer’in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.

Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin’in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.

Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler.

Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanılarak heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.

Burada belirtmek gerekirki büyü, hangi dine ve inanca bağlı olursa olsun temeli vede etkileri aynıdır, her türlü büyü ülkemizde de yapılmaktadır.Dolayısıyla büyünün dini yoktur. İnsan büyük bir enerji yoğunluğuna sahiptir. Bu enerji yoğunluğu insanın bütün vücut ve beyin fonksiyonlarını düzenler;

Bu noktadan ele alırsak, büyü ;insanın enerji yoğunluğunu yok etmek ve ritmini bozmak için yapılan negatif bir enerjiyi çeşitli araçlarla (muska ve buna benzer bir yolla )insanın üzerine yollayarak, vücuttaki enerji akışının düzensiz olarak çalışmasına sebep olan bir araçtır.

Büyülerin, zamana, mekana ve de insana ait olmak üzere çok geniş boyutları vardır. Bir büyü yapılışına göre farklılıklar gösterebilir; insanın iş düzeni,aşk hayatı,sağlığı ,aklınıza gelen her türlü konuda büyü yapmak mümkündür.Büyülerin şekilleri ,yiyerek, içirilerek, bir yere asılarak, konularak gibi farklı türleriolabilir.Bir büyü yapıldığında etkisi bir mikrobun insan içinde çoğalması gibi zamana bağlıdır ;burada kişinin iradesi çok önemli bir rol alır.Büyüler halk arasında, papaz büyüsü, muska ile yapılan büyüler gibi bir çok adlar alır.

Tarihten de bir çok olayda büyü ve büyücülükle ilgili birçok örneklerin bulunduğu bir gerçektir. Unutulmaması gereken;

Her yapılan büyü etki gösterecek gibi bir durum söz konusu değildir.Şartların yerine getirilmemesinden dolayı etki olmayabilir.Yapan kişinin yada sizin istediğiniz yeterli bilgilerin verilmemesi etkinin azalmasına ve de yok olmasına neden olabilir.

Büyü yapıldığı zaman etkisi bazen bir ömür boyu sürer,bazen de zaman içinde yok olur; 1-3-7 yıl arasında değişiklik kazanır, ama yapılış maksadı ve ne için yapıldığı gibi etkilere bağlı olarak devam eder veya biter.

Hüddam İlmi Nedir?

Hüddam, cinlerin şeytanın ilmiyle insanların üzerine saldırtılmasıdır. Nasıl insanların dalâlette olanları ve hidayette olanları varsa; gayb âleminde yaşayan cinlerin de dalâlette olanları ve hidayette olanları vardır. Hidayette olan cinlerin de başlarının üzerinde o devrin imamının ruhu var. Devrin imamları her devirde bir kişidir. İmam-ı Safi Hazretleri, İmam-ı Rabbanî, Hazreti Mevlâna Celâlettinî Rûmî, Hazreti Yunus Emre gibi velîler dün vardı, bugün de var. Hangi cin murşidine tâbî olursa, devrin imamının ruhu onun başının üzerine gelir ve onu muhafaza altına alınır. Ama öyle cinler vardır ki; şeytana tâbî oluyorlar. İblis cin taifesindendir. Ve cinleri kendi emrine alarak, böyle kullanılıyor.

İnsanlarda ruh vardır ama cinlerde yoktur. Onlar bir fizik beden bir de nefsle yaratılmışlardır.

Bismillahirrahmanirrahim.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

55/RAHMAN-14: Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).

İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.

55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).

Cann'ı (cinni) da 'yalın, dumansız bir ateşten' yarattı.

Hüddam yapan cinci hocalar, cinleri emirlerine alarak insanlara saldırtıyorlar ve onlara zarar veriyorlar. Televizyonda verilen bir haberi hatırlayalım: Bir evde eşyalar havada uçuşuyor ve aynı eşyalar durduk yerde yanmaya başlıyordu. Işte bu olayda cinler devredeydi. Cinler yanarak ölürler. Bu yüzden cinci hocalar cinleri yakmakla tehtit ederler. « Eğer dediğimi yapmazsan seni yakarım."diye. Zavallı cinler de ona, yani bir insan şeytan olan cinci hocaya itaat ederler.

Sevgili ziyaretçiler! Televizyonda; bir çocuğun başka bir dili konuşmaya başlaması, kişilerin geçmişte başka bir kişilik olarak yaşadığı ve geçmişteki yaşamlarına ilişkin anlattıklarının doğru olduğu gibi haberleri izler dururuz. İnsanların çoğunun anlayamadığı bu durum da bir cin olayından başka bir şey değildir. Cinler, insanlara göre çok daha uzun ömür yaşarlar. Peygamber Efendimiz(S.A.V.) zamanından bugüne yaşayan cinlerin olduğu bilinmektedir.

Musa(A.S.) da Allah'ın emriyle cinleri sadece hizmet amacıyla kullanmıştır. İnsan bedenine giren suflî cinler, onları tesirleri altına alarak o kişiye hükmederler. O kişinin bedenini kullanarak, ona geçmişte başka bir bedende yaşadığını söyletirler. İnsanlar da bu durumu bir türlü anlayamazlar. Televizyon programlarında sabahlara kadar tartışır dururlar. Onlara göre reenkarnasyon, yani yeniden bedenlenme olarak ifade edilen bu durum, suflî bir cinin, bir kişinin vücuduna girerek, ona hükmetmesi halinden başka bir şey değildir. Bir çok ünlü sanatçının dahi bu konulara alet olduklarını üzüntü ile gördük. Hatta bazı sanatçılar trans halinde iken çok ızdırap çektiler. Ayrıca bu rahatsızlıkları uyanınca da devam etti.

İblis bu insanlara hep huzursuzluk verir. Asla mutluluk vermez. Ne hazindir ki bu nedenle reankarnasyona inananlar da var!

Muska Nedir?

Muska Nedir?

Muska yada asıl anlamıyla nüsha anlaşılacağı üzere bir şeyin (şeklin, yazının, çizimin) benzerinin kopyasının çıkarılmasıdır.

Muska içerisinde Kurandan bazı ayetler ve hadislerden derlenmiş bazı dualar ve vefk ilmi ile yapılmış bazı şekillerden oluşabilir.

İçerisinde bulunan bu yazılar hürmetine Allah Teala hazretleri cinlerin yaklaşmasına izin vermemektedir. Yapılacak olan büyünün durumuna göre belirli saatlerde, ve belirli olan şeylerin yazılması icap eder, tabii herkesin yazdığı muska aynı özelliği göstermeyebilir. (muskanın yazıldığı saat, yazılan içeriği ve yazan kimse önemlidir.) Bazı kişilerin yazdığı muskalar çok daha etkilidir.

Muskanın yazıldığı mürekkebinde çeşidi de gayet önemlidir. İyilik muskası için yani büyü bozmak nazardan korunmak hamili (Halk dilinde Hamayli de denir) muskası vb. İçin misk-ü amber ve safran mürekkebi ile yazılması veya gül suyunda eritilmiş safran ile yazılması gereklidir.

Kötülük için yani büyü için yapılmış olanlarını da özel olarak hazırlanmış terkip ile yapılabildiği gibi normal mürekkepli siyah /mavi renkli mürekkepte kullanılabilir. Ama safran mürekkebi kullanılamaz çünkü büyü tutmaz.

Muska Müslümanlıkta yaygın olmakla beraber eski dinlerde de vardı. Muska bilindiği gibi şifalı ayetlerin, bazı rumuz ve şifrelerin usulünce düzenlenmesidir. Buda demektir ki her eli kalem tutan muska yazamaz yada yazsa da amacına ulaşamaz.

Kuran-ı kerimde, mevcut bulunan ayetlerden yararlanılarak, insanların manevi rahatsızlıklardan kurtulup şifa bulması, kimi zaman istenilenin yaptırılmasını sağlamak, insana zarar vermek (büyü gibi)için üçgen veya rulo şeklinde katlanıp, yedi kat muşambaya, deriye, bal mumuna sarılarak boyuna, kola, bele yada bir yere asarak, konularak uygulanan yazılardır.

Muska yazımında önemli olan, yazan kişinin niyetidir. Kişinin iman gücü, ve yazmak için almış olduğu yetki, önemli bir rol oynar. Muskanın yazımında gün, ay, güneşin konumu gibi bir takım önemli hususlar vardır.

İlk muskaya örnek olarak hz.Muhammet peygamberin önerdiği cevşen’i göstermek mümkündür. Burada kişiyi koruma amacı ele alınmış olup, takan kimsenin düşmanlarına karşı galip geleceği belirtilmiştir.

Muska artık günümüzde genelde kötü niyetli işlerde kullanılmaktadır. Bunun nedeni olarak yazan kimselerin, yazım için gerekli olan şartları yerine getirmeden, daha önceden yazdığı yazıları çoğaltarak,insanlara vermesi, çıkar amaçları doğrultusunda kullanmaya başlanılmasıdır.

Oysaki bir muska, yazılmadan önce kişinin isteklerinin doğruluğu emin olunup,daha sonra yazılmaya başlaması gerekmektedir.Yanlış bir bilgi sonucu yazılacak bir muska belkide kişinin geleceğini tamamen etkileyip farkında olmadan, yazan ve de yazdırılana zarar vermesi mümkündür.

Bundan dolayı yazılan bir muska bazen hedef şaşırması mümkündür. İyilik için istenilen kötülüğe ,yada bunun tam tersi olması çok yüksek bir ihtimaldir.

(Büyü, ve korunma yolları ile bu konu tam bir benzerlik içermektedir.)

Kuran-ı kerim’deki ilk ayet okumamızı söylerken bizim yazdırdığımız yazıları taşımanın bir fayda vermeyeceğini anlayacağınız kanısındayım.Ancak, yazdırılan ayetleri düzenli olarak, veren kişinin tarif edeceği şekilde okumak süretiyle bir fayda getirmesi mümkündür.

Kötü emeller için yazılan bir yazıda durum çok daha farklılık taşır.

Bir muska yazıldığında taşıyan kişiye rahatsızlık vermesi durumunda sirke ile yıkayıp yada kaynatılmış fasulye suyuyla yıkanıp,akar bir suya atılmalıdır.Unutulmamalıdır ki, yakmak, çöpe atmak gibi durumlar yanlıştır.

Yazılan bir muskanın etkisi bir, dört, yedi yıl gibi zaman sürmesi muhtemeldir.

Bazı hocaların özellikle cinci hocaların garip yazılar yazarak,bunları cinlerin yazdığı gibi komik bir durumu size söyleyebilirler,bu gibi durumlar yanlışlık tanda ötedir.

Şimdiye kadarki edindiğim bilgilerden yola çıkarak, yorumum şu ki; şimdiye bir çok rahatsızlıklara Tıp'bın psikolojik olarak isimlendirdiği vücutta çeşitli ağrılar, kişilerin agresif ve tutarsız davranışlar gibi olaylara muskaların fayda ettiğini gördüm. Kuran-ı Kerim’deki ayet-i celîlelerin ve esmai hüsna-yı ilâhiyyenin gizli sır ve hikmetlerinden yararlanılarak;

Hastalıkların şifa bulması
Büyü bozmak
İnsanların celbi
Ticaret celbi
Zayilerin bulunması
Nazar dan korunma
Cinleri davet
Cinlerden korunma
Ruhlarla müşahede
İnsanlardan korunma
Gibi konularda ve veya daha birçok konularda muskalar düzenlenir ve uygulanabilir.

Ve burada sayılamayacak kadar çok konu ve rahatsızlığa çare bulunmaktadır.Çok eskiden hemen her hastalıkla ilgilenen cinci hocalar tıbbın ilerlemesiyle nesilleri tükenir oldular. (Şarlatanları saymazsanız) Bende önce TIP diyorum. Ancak görünen köy kılavuz istemez. Manevi ve ruhsal rahatsızlıklar Tıppın çaresiz kaldığı durumlardır. Birçoğunuz şahit olmuşsunuzdur. Doktora giden hastaya bir şeyiniz yok denildiği halde şikayetlerinin devam ettiğine, Evli çiftlerin sağlıklı oldukları halde çocuklarının olmadığına, bazı gün yada gecelerin size uğursuz geldiğine, sebepsiz korkulara, gereksiz hırçınlıklara, uykuda konuşmaya, Kabuslara, vs.TIPpın cevap vermesi olanaksızdır.

Muska; bünyesinde barındırdığı manyetik enerji tükenmesi ile birlikte geçerliliğini kaybeder. Vefk ise evrensel enerjiyi emerek astrol dubleye aktardığı için kainat var olduğu müddetçe işlevini devam ettirir.